Hz. Hüseyin (as)'in Aşura Gecesi Konuşması

“Allah’a en güzel şekilde sena ediyor, refahına ve sıkıntısına şükrediyorum. Allah’ım, bizi peygamberlikle yüceltişine, bize Kur’ân’ı öğretişine, bizi dinde fakih kılışına, bize kulaklar, gözler ve kalpler verişine ve bizi müşriklerden kılmayışına hamdediyorum.”

“Ben, ashabımdan daha hayırlı ve daha iyi ashab ve Ehlibeytimden de daha sadık ve daha vefalı Ehlibeyt tanımıyorum. Allah hepinize benden taraf hayırlı mükâfatlar versin!”

“Bilesiniz ki ben, bu düşmanlarla karşılaşacağımız günün yarın olacağına inanıyorum. Şimdi siz serbestsiniz ve benden taraf üzerinizde bir sorumluluk yoktur. Bu gece sizin üzerinizi örtmüştür; onu bir deve gibi tutun ve her biriniz, Ehlibeytimden birinin elini tutsun! Allah bir çıkış yolu gösterinceye kadar kendi köy ve şehirlerinize dağılın! Çünkü bu insanlar sadece beni istiyorlar ve eğer bana ulaşacak olsalar, benden başkasıyla uğraşmazlar.”

Ehli Beyt (as)’in ve Ashabın Hz. Hüseyn’e Tasua Gecesi Verdiği Cevap

Hüseyin’in (a.s) kardeşleri, oğulları, kardeşinin oğulları ve Abdullah b. Cafer’in oğulları şöyle dediler: “Niye böyle yapalım? Senden sonra yaşamak için mi? Allah bunu bize hiç göstermesin!” Bunu önce Abbas b. Ali demiş ve ondan sonra diğerleri tekrarlamış veya benzeri sözler demişlerdi. Hüseyin (a.s), Akil oğullarına şöyle buyurdu: “Ey Akil oğulları! Müslim’in öldürülmesi size yeter; size izin verdim, gidin!” Onlar da şöyle karşılık verdiler:

O zaman halk ne der bize? Büyüğümüzü, efendimizi, insanların en hayırlısı amca oğullarımızı terk ettik, onlarla bir ok atmadık, bir mızrak savurmadık, kılıç sallamadık ve şimdi de başlarına neler geldi bilmiyoruz mu diyelim? Allah’a andolsun ki, bunu yapmayacağız! Uğrunda canlarımızı, mallarımızı ve her şeyimizi feda ederek senin yanında savaşacak ve kaderini paylaşacağız. Allah senden sonra yaşamayı iğrenç kılsın!

Taberî şöyle diyor: Sonra Müslim b. Avsece el-Esedî ayağa kalkarak şöyle dedi:

Biz mi seni yalnız bırakacağız? Hakkını eda etme hususunda Allah’a mazeretimiz ne olacak? Allah’a andolsun ki, onların göğüslerinde mızrağımı kırmadan, kabzası elimde olduğu sürece kılıcımı onlara indirmeden senden ayrılmayacağım! Savaşacak silahım olmasa bile onlara taş fırlatacak ve senin yanında öleceğim!

Sonra, Saad b. Abdullah el-Hanefî de ayağa kalkarak şöyle dedi:

Allah’a andolsun, Resulullah’ın (s.a.a) yokluğunu senin hakkında koruduğumuzu Allah’ın bilmesi için seni yalnız bırakmayacağız! Allah’a andolsun, eğer yetmiş defa öldürüleceğimi, tekrar dirileceğimi, diri diri ateşte yakılacağımı ve külümün savrulacağını bilsem bile ölünceye kadar senden ayrılmayacağım! Bir defa öldürüleceğimi ve ondan sonra ebedi bir saadete kavuşacağımı bildiğim hâlde neden böyle yapmayayım ki?!
Daha sonra Züheyr b. Kayn kalkarak şöyle dedi:

Allah’a andolsun, senin uğrunda öldürülmeyi ve tekrar dirilip yine öldürülmeyi ve bunun bin defa tekrarlanmasını ve buna karşılık olarak da Allah’ın, seni ve Ehlibeytinin genç-lerini ölümden kurtarmasını diliyorum!

Ravi şöyle diyor: Hüseyin’in (a.s) ashabından her biri, bu şekilde konuştu. Onlar şöyle dediler:

Vallahi, senden ayrılmayacağız! Canımızı sana feda edeceğiz. Senin uğrunda kanımızı, başımızı ve kollarımızı vererek seni savunacağız. Biz ancak öldürüldüğümüz zaman sana olan ahdimize vefa etmiş ve vazifemizi yerine getirmiş oluruz.

asura.co

Diğer Haberler