Hz. Abdullah'ın Vefatı

Hz. Abdullah’tan Hz. Adem’e (a.s) kadar Hz. Resulullah’ın (s.a.a) bütün ecdadı tek tanrı inancı taşımıştır ve aralarında bir tek müşrik yoktur.

Abdulmuttalip, yüz deve vermekle oğlunun canını kurtardığı gün, Abdullah 24 yaşındaydı. Bu hadise, Abdullah'ın Kureyş arasında ün kazanmasına sebep olduğu gibi onu kendi akrabaları arasında, özelliklede Abdulmuttalib'in yanında aziz ve değerli kıldı. İnsana pahalıya mal olan ve üzerinde çok zahmet çekilen bir şeye daha çok ilgi gösterilebileceği normal bir şeydir. Bunun için Abdullah, kendi akrabaları ve dostları yanında fevkalede muhterem idi.

Abdullah babasıyla beraber kurban gaha gittiği gün değişik duygularla karşı karşıyaydı. Babaya saygılı olma ve onun zahmetlerini takdir etme duygusu, Abdullah'ın bütün varlığını sarmıştı. Bu yüzden itaat ve inkıyattan başka bir çaresi yoktu. Fakat diğer yandan da alın yazısı, onun hayatının bahar güllerini güz yaprakları gibi sarartmak istediği için ıstırap ve heyecan içindeydi. Nitekim Abdulmuttalib de iki kuvvetli güç arasında kalakalmıştı:

"İman" ve "duygu", "inanç" ve "saygı". Bu olay, her ikisinin ruhunda bir takım telafi edilemeyecek rahatsızlıklar yaratmıştı. Fakat sorun beyan ettiğimiz şekilde hallolduğu için Abdulmuttalib hemen o acı duyguları, Abdullah'ın Âmine ile evlenmesiyle telafi etmek istedi. Bu nedenle kurban gahtan döndüğü vakit oğlunun elinden tuttuğu gibi doğrudan doğruya Veheb b. Abdulmenaf b. Zühre'nin evine gitti ve iffeti ve temizliğiyle tanınan kızı Amine'yi Abdullah'a nikâhladı. Aynı mecliste Amine'nin amcası kızı Delale'yi de kendisi aldı ve Peygamber'in amcası ve aynı yaşlarda olan Hz. Hamza ondan doğdu.(48)

Mısır üniversitesi tarih bölümü üstadı olan çağdaş müverrih Abdulvahhab, İbn-i Esir'in "Tarih'ine yazdığı faydalı dipnotlarında yukarıdaki olayı gayri tabii bir iş telakki ederek şöyle yazıyor:

"Abdulmuttalib'in aynı günde Veheb'in evine görücülük için gitmesi, hem de iki kız için, biri kendisine, diğeri Abdullah'a örf ve adet ölçülerine aykırıdır. O tarihi günde ona yakışan ve yapması gereken şey dinlenme ve istirahat idi."

Fakat eğer adı geçen tarihçi konuyu başka bir açıdan ele alsaydı Abdulmuttalib'in yaptığı işi tasdik etmek kendisi için daha kolay olacaktı. Abdulmuttalib, düğün merasimi için bir vakit tayin etti. Vakti geldiğinde Kureyş’in âdeti üzere merasim Amine'nin evinde yapıldı. Abdullah ve Âmine bir süre bir arada yaşadıktan sonra Abdullah, ticaret için Şam'a gitti. Şam'dan döndüğünde dünyaya gözlerini yumdu. Peygamber efendimizin babası  Abdullah (r.a) Şam’a yaptığı ticaret yolculuğundan dönerken hastalanıp Medine’de vefat ettiğinde Hz. Muhammed (s.a.a) iki aylık bir bebekti; daha bu yaşta yetim kalmış, sevgili babası Medine’de toprağa verilmişti. Kur’an-ı Kerim onun yetim kalmasını şöyle hatırlatır: “Sen bir yetim iken Rabbim seni bulup barındırmadı mı?” Hz. Muhammed (s.a.a)’in soyu “ tevhid” soyuydu. İmamiyye ulemasını çoğunun itikadına göre Abdullah’tan Hz. Adem’e (a.s) kadar Hz. Resulullah’ın (s.a.a) bütün ecdadı tek tanrı inancı taşımıştır ve aralarında bir tek müşrik yoktur.

Tarihte örneğin "Abdullah'ın alnında daima nübüvvet nuru parlıyordu"  veya "kuraklık yıllarında Abdulmuttalib Abdullah'ın elini tutup dağa çıkıyor ve onun alnındaki nuru vasıta ederek, Allah'tan rahmet diliyordu "diye okuyoruz. Şii ve Sünni âlimlerden birçoğu da bu sözü nakletmiştir. Bizim de bunun sahih olduğuna dair bir delilimiz yoktur. Fakat ne var ki bazı tarih kitaplarında bu söze bir takım uydurmalar eklenmiş ve sonunda bir efsane çıkıvermiştir ortaya.

Diğer Haberler