20. Yüzyılın En Korkunç Cinayeti: Hocalı

Hocalı soykırımı, 1992 yılının Şubat ayının 25’ini 26’sına bağlayan gece Rusya’nın 366 numaralı motorize alayına ait zırhlı araçların ve askeri personelin desteğinde Ermenistan Silahlı Kuvvetleri ‘nin Azerbaycan’ın Hocalı kentini işgal ederek kentin Azerbaycanlı (Azerbaycan Türkü) kökenli nüfusuna karşı uygulamış olduğu soykırım eylemidir.

Hocalı soykırımı – XX yüzyılın en korkunç ve en acımasızca işlenmiş cinayetlerinden bir tanesidir. Bu soykırım hem de Azerbaycan topraklarını işgali sırasında Ermenistan’ın yapmış olduğu en ürkütücü katliamlardan biridir.

1992 yılının Şubat ayında Hocalı kentinin Azerbaycanlı (Azerbaycan Türkü) nüfusuna karşı bir eşine daha rastlanmamış kırım uygulanmış ve gerçek bir insanlık dramı yaşanmıştır. Bu soykırım yüzlerce Azeri’nin (o sıradan bazı ailelerin tüm fertlerinin) mahvı, tutsak edilmesi, kaybolması, ağır yaralanması, sağlığını kaybetmesi ile sonuçlanmış ve Hocalı kenti yerle bir edilmiştir.

25- 26 Şubat 1992 tarihinde Hocalı nüfusunun, o sıradan çocukların, yaşlıların ve kadınların planlı bir kırıma uğramasının biricik nedeni, bu insanların Azerbaycanlı (Azerbaycan Türkü) olmalarıydı. Dolayısıyla, Hocalı halkı sırf milli (ve dini) kimlikleri nedeniyle topluca mahvedilmiştir. Uluslararası hukukta bu olayın bir tek adı vardır: SOYKIRIM! Hocalı kenti, tüyler ürperten kırımla insanların yüreğine korku salmak ve onları yıldırmak suretiyle Azerbaycan’ın diğer yerleşim birimlerinin işgali ve bu yerleşim birimlerinde etnik arındırma uygulanması sürecinde bir aşama olarak seçilmiştir.

1992 yılının Şubat ayının 25’ini 26’sına bağlayan o dehşetli, o korkunç gecede neler olmadı ki?!

O sert, ayazlı kış gecesinde sanki kar üzerine kan yağmıştı.

Aynı gece Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Rusya’nın 366 numaralı motorize alayına ait zırhlı araçların ve askeri personelin desteği ile Hocalı kentini işgal etti. İşgal öncesinde 25 Şubat akşamında kent toplar ve diğer ağır silahlardan şiddetli ateşe tutulmuştur. Ateşler sonucunda 26 Şubat tarihinde sabah saat 5 sularında  Hocalı kenti bütünüyle alevler içinde kalmıştır. Saldırı başlayınca, Hocalı halkı Azerbaycanlıların  (Azerbaycan Türklerinin) yaşadığı en yakın yerleşim birimlerine ulaşmak için bir yol bulmak umuduyla evlerini terk etti.. Ama buna hiçbir fırsat verilmedi. Hocalı’yı işgal eden Ermenistan Silahlı Kuvvetleri sivil halkı hunharca katletmeğe girişti. –Dehşetli bir geceydi o-.- Alevler, katledilenlerin bağırma sesleri, gözlerinin önünde yakınlarının canına kıyılanların feryatları, soğuk ve karanlık gecede uykudan korku ve ürpermeyle uyanan çocukların ağlaması, yerlerinden kıpırdamaya bile fırsat bulamayan yaşlıların inlemeleri dört bir yanı sarmıştı…

O karanlık ve dehşetli gecede canlarını kurtarmak umuduyla yabana, ormana dağılan Hocalı halkı büyük bir musibetle karşı karşıya kaldı. Ermenistan askerleri kaçıp canını kurtarmak isteyen silahsız , sivil insanları kurşuna diziyor, yakaladıklarını vahşicesine katlediyordu. Çocuk yaşlı demeden insanların  gözlerini oyuyor, kafasını kesiyor, derisini yüzüyor, hamile kadınların karnını yırtıyor, kadınların göğüslerini kesiyor, çocukları annelerinin gözleri önünde işkenceyle öldürüyorlardı. Sokaklar, yollar insan cesetleriyle doluydu. Hocalı halkı o güne kadar yalnızca iyilik yaptıkları “komşularının” insanlıklarını bu derecede kaybedebileceklerini, kana susayan askerlerin  de desteklemesiyle yaşlılara, kadınlara, çocuklara bile acımadan herkesi katledeceklerini, hatta öldürdükleri kişilerin cesetleri üzerinde tüyler ürperten vahşilikler yapacaklarını akıllarının ucundan dahi geçirmiş değillerdi. Azerbaycan halkının hiçbir vakit ekmeğini ve suyunu esirgemediği “komşuları”, kendilerine arka çıkanların silahlı desteğiyle XX. Yüzyılın sonunda beşeriyete yeni bir  İNSANLIK DRAMI yaşattı ve kimseye merhamet etmedi. Bebeklere dahi… (Soykırım mahallinde bulunan bazı Ermenilerin olaylarla ilgili olarak daha sonra yazdıkları ve soykırımın ardından Hocalı’yı ziyaret eden yabancı gazetelerin görüşleri kitabın (169-193) numaralı sayfalarında yer almıştır.)

“Yüzlerce cesetin arasındaki bir yaşındaki aç bebek annesinin kesilmiş kanlı göğüslerini ağlayarak emiyor.” – Bu vahşetin, soykırımdan kaçarak kurtulmayı başarmış olanların hafızasına ilelebet kazınan sahnelerinden yalnızca bir tanesidir! (Kurtulanların anıları kitabın ileriki sayfalarında yer almıştır.)

Hocalı’da Hocalı halkının feryadı arşa direk olmuştu. Hocalı işgalci Ermenistan ordusu tarafından yakılıp yıkıldı, halkı soykırıma uğratıldı, şehir yerle bir edildi. Adına Hocalı denen bir kent uyğar dünyanın gözleri önünde tamamen mahvedildi!

Kaçarak Hocalı’dan biraz uzaklaşmayı başaran ve ormanda saklanan insanlar da Ermenistan askerleri tarafından takip edilerek öldürüldü; canlı yakalananlar tutsak edildi. Özellikle genç kızlar ve kadınlar…

Ormanlık alanlarda saklanmayı başaran onlarca Azerbaycanlı (Azerbaycan Türkü) günlerce aç susuz kalmaktan ve müşiş soğuklardan hayatını kaybediyordu. Hocalı halkından ağır yaralı durumdaki onlarca kişi, o sıradan çocuklar ve yaşlılar kan kaybından ölüyordu. Çünkü Ermenistan ordusunun askerleri onların kaçıp kurtulabilecekleri tüm yolları kapatarak kendilerini ablukaya almışlardı. Ölüme mahkum olan bu insanlar, “Burada sonum zaten ölüm, kaçarsam belki kurtulma şansım olur” diye düşünerek geceler karanlık bastırdıktan sonra sürünerek Ağdam’a doğru ilerlemeye çalışıyorlardı… Bu yolla çok azı korkunç ölümün pençesinden kurtulmayı başardı.  Aynı gece Hocalı’nın yerli halkıyla beraber , 1988’te Ermenistan’dan kaçmak zorunda kalarak Hocalı’ya sığınan Azerbaycanlı, (Azerbaycan Türkü) sığınmacı ve zorunlu göçmenler, Dağlık Karabağ bölgesinin idari merkezi konumundaki Hankendi’nin Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nce işgali sırasında orayı terk etmek zorunda kalarak Hocalı’ya sığınan Azerbaycan Türkleri ve 1989 yılında Özbekistan’ın Fergana bölgesinde patlak veren olaylar sırasında Azerbaycan’a sığınan Ahıska Türkleri (54) aile de o hunharca soykırımın kurbanı oldu. ( Not: Ermenistan Cumhuriyeti arazisinin büyük bir kısmı tarihi Azerbaycan topraklarıdır. Azerbaycan Türkleri, Rusya İmparatorluğu ve SSCB döneminde Azerbaycan’dan zorla koparılarak Ermenilere verilen bu topraklardan birkaç defa göçe zorlanmışlardır. Tüm zorunlu göçlere ve Azerbaycanlılara (Azerbaycan Türklerine) yapılan zulümlere rağmen 1988 yılına gelininceye kadar bu coğrafyada, yani tarihi Azerbaycan topraklarında – Oğuz Türklerinin yurdunda hâlâ 250 bin Azerbaycanlı (Azerbaycan Türkü) yaşamaktaydı). 1988 yılına gelindiğinde, monoetnik bir ülke olmayı amaçlayan Ermenistan hükümeti etnik arındırma politikası yürüterek  Azerbaycan Türklerinin tamamını Ermenistan Cumhuriyeti sınırları içinde kalmış olan ata yurdundan zorla çıkarmıştır. Bugün Ermenistan’da bir tek Azerbaycanlı (Azerbaycan Türkü) bile kalmış değildir. Bu olay, uygar dünyanın gözleri önünde cereyan eden korkunç bir etnik arındırma politikasıydı. Oysa dünya kamuoyu bu felaket karşısında çok aldırışsız davranmıştır!)

Hocalı Soykırımı Sırasında

106'sı KADIN, 62'sı ÇOCUK ve 70'i YAŞLI 614 Azerbaycan Türkü vahşice katledilmiştir.

59 kişi özellikle acımasızca katledildi.  (Canlı canlı yakılmış, kafa derisi yüzülmüş, kafası kesilmiş, gözleri oyulmuş, hamile kadınların karnı süngülenmiştir.)

8 AİLE tümüyle yok oldu.

25 çocuğun her iki ebeveyni katledildi.

130 çocuğun ebeveynlerinden biri öldürüldü.

76 çocuk sakat bırakıldı.

1275 kişi tutsak edilmiştir, 150 kadının akıbeti halen meçhuldür.

Soykırım sırasında 487 kişi sakat kalmıştır.

Diğer Haberler